Konkordato ve İflaslarda Endişe Verici Patlama

İnşaat Sektörü Krizin Odak Noktası Olmasın!

Türkiye ekonomisi, 2025 yılının ilk yarısında beklenmedik finansal sarsıntıyla karşı karşıya. Şirketlerin konkordato ve iflas başvurularında yaşanan hızlı artış, ekonomik dengelerin ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle inşaat sektörü, mali zorlukların merkezinde yer alarak kırılganlığın simgesi haline geldi.

Peki, bu tablo hangi dinamiklerden besleniyor ve geleceğe dair ne tür riskler barındırıyor?

Konkordato Başvurularında Tarihi Artış

2025’in ilk altı ayında konkordato talebinde bulunan şirket sayısı, önceki yıllara kıyasla dramatik yükseliş gösterdi. Haziran ayında 541 şirket konkordato başvurusunda bulunurken, bunlardan 19’u iflas etti. Geçici mühlet alan şirket sayısı %108 artışla 1.259’a, kesin mühlet alanlar ise %236 artışla 822’ye ulaştı. İflas eden şirket sayısı da %101 artarak 553’e çıktı.

Bu veriler, şirketlerin finansal baskılar karşısında dayanma güçlerinin azaldığını ve ekonomik ortamın giderek zorlaştığını ortaya koyuyor.

İnşaat Sektörü: Kırılganlığın Zirvesinde

Sektörel dağılımda inşaat sektörü, 475 konkordato başvurusu ile listenin başında yer alıyor. Yüksek hammadde fiyatları, artan işçilik maliyetleri ve finansman kaynaklarına erişimde yaşanan sıkıntılar, sektörü mali açıdan en savunmasız konuma getiriyor. İnşaatı, 298 başvuruyla tekstil ve 105 başvuruyla metal ürün imalatı takip ediyor. Gıda, mobilya ve akaryakıt istasyonları da mali zorlukların yoğun yaşandığı diğer sektörler arasında bulunuyor. 2024’te tekstil sektöründe yaşanan rekor başvuruların ardından, 2025’te inşaat sektörü kırılganlığını sürdürüyor.

Büyükşehirlerde Ekonomik Baskılar Derinleşiyor

Ekonomik sıkıntılar, özellikle büyükşehirlerde daha yoğun hissediliyor. İstanbul, 1.118 konkordato başvurusu ile en fazla talebin geldiği şehir olurken, Ankara 529, Kocaeli 206 başvuruyla onu takip ediyor. İzmir, Bursa, Tekirdağ, Antalya, Denizli, Konya ve Balıkesir gibi diğer büyükşehirler de yüksek başvuru sayılarıyla dikkat çekerken, ekonomik darboğazın metropol alanlarda daha derin ve yaygın etkiler yarattığını gösteriyor. Şirketlerin finansal dayanıklılığının azalması, bölgelerdeki ekonomik canlılığı tehdit ediyor.

Ekonomik Baskıların Şirketler Üzerindeki Derin Etkileri

Artan maliyetler, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve finansman kaynaklarına erişimde yaşanan zorluklar, şirketlerin mali yapısını zayıflatıyor. İnşaat sektöründe hammadde fiyatlarındaki yükseliş ve işçilik maliyetlerindeki artış, mali darboğazı derinleştiriyor. Tekstil ve metal ürün imalatı gibi sektörler de benzer finansal zorluklarla mücadele eden süreç, şirketlerin sürdürülebilirliklerini tehdit ederken, ekonomik belirsizliği daha da artırıyor.

Bölgesel ve Sektörel Farklılıklar

Konkordato taleplerinin coğrafi dağılımı, ekonomik sıkıntıların bölgesel farklılıklarını net biçimde ortaya koyuyor. İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi sanayi ve ticaret merkezlerinde yoğunlaşan başvurular, bölgelerdeki ekonomik faaliyetlerin kırılganlığını gösteriyor. Tekstil ve metal ürün imalatı gibi sektörlerin yoğun olduğu bölgelerde de mali sıkıntılar belirginleştiren tablo, ekonomik toparlanmanın bölgesel ve sektörel bazda farklı hızlarda gerçekleştiğine işaret ediyor.

Geleceğe Yönelik Riskler ve Stratejik Öneriler

Konkordato ve iflas oranlarındaki hızlı artış, ekonomik istikrar için ciddi uyarı niteliği taşırken, özellikle ekonominin lokomotifi konumundaki inşaat ve yapı sektörlerinde finansal yapının güçlendirilmesi, likidite yönetiminin iyileştirilmesi ve maliyet kontrolü stratejilerinin geliştirilmesi hayati önem kazanıyor. Bu sektörlere yönelik destek programları ve finansman kolaylıkları, dayanıklılığı artırarak ekonomik dalgalanmalara karşı koruma sağlayabilir.

Marmara Bölgesi gibi büyükşehirlerin yoğun olduğu alanlarda, bölgesel kalkınma politikalarının etkinleştirilmesi ve inşaat sektöründe hedefe yönelik stratejilerle kırılgan alanların desteklenmesi, ekonomik canlılığın sürdürülebilmesi için kritik gereklilik olarak öne çıkıyor. Böylece, hem sektörlerin finansal dayanıklılığı artırılırken hem de bölgesel farklılıklar azaltılarak sürdürülebilir büyüme sağlanabilir.

MARBiMDER.ORG

© 2025 MARBİMDER